1 Mayıs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2016 Pazar

1 MAYIS ve MÜGE ÇİÇEKLERİ -Mine G. Kırıkkanat


1 MAYIS ve MÜGE ÇİÇEKLERİ
Bir Mayıs, Pir Mayıs "
Fransa’da 1 Mayıs üstüne ilk “kan” zamanımızdan 118 yıl önce küçük sanayi kenti Fourmies’de damladı.
Bölgede çok eski zamanlardan kalma bir 1 Mayıs geleneği vardı ve genç nişanlıların yüzyıllardan beri birbirlerine "çiçekli akdiken dalı" verdikleri bu özel gün, 1889 yılından öteye “işçi bayramı” olarak kutlanıyordu.
Ama tatil değil iş günüydü ve on üç, on dört yaşındaki çocuklar da “deneyimli” işçi sayılıyorlar, tekstil atölyelerinde her gün on iki saat bir lokma ekmek parası karşılığında çalıştırılıyorlardı.
Yaşlı genç Fourmies işçileri, bayram günü “sekiz saatlik” mesai istemiyle grev yapmaya karar verdiler. 1891 yılı 1 Mayıs sabahı, grevciler, sokaklarda “bize 8 saat, 8 saat gerek” sloganını açık saçık bir Fransız şarkısının bestesine uydurarak neşeyle dolaştılar.
Dokuma atölyelerinin önünde jandarmayla hafif bir dalaş yaşandı ve birkaç işçi tutuklandı. Öğleden sonra grevciler, tutuklanan yoldaşlarını kurtarmak üzere hapsedildikleri belediye binasının önünde toplandılar.
Kadın işçiler, sabahki şarkının sözlerini “Bize erkeklerimiz, erkeklerimiz gerek…” diye değiştirmişlerdi. İtiş kakış sırasında, jandarmaya takviye gelen askerlerin yavaş yavaş gerilediğini gören bir piyade subayı, grevcilerin üstüne “Ateş!” emrini verdi.
9 kişi öldü, 33 kişi yaralandı. Aralarında, otuz yaşını aşkın sadece bir işçi vardı. Diğerleri, dokuma atölyelerinde çalışan işçi çocuklardı…
Ölülerden biri, Maria Blondeau adlı bir genç kız, ellerinin arasında kanlı bir “akdiken” dalı tutuyordu. Nişanlısı, henüz o sabah vermişti kendisine sevgililerin simgesi bu çiçekli dalı.
Fourmies kentinde yaşanan dram, ordu ve hükümetin şiddetle eleştirilmesine yol açtı ve 8 Kasım 1891 seçimlerinde, Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue’ı tarihin ilk “sosyalist” milletvekili olarak meclise taşıdı! 8 saatlik mesai için 17 yıl daha beklemek gerekti ve Fransız işçileri bu hakkı ancak 1918’den sonra kazandı.
1 Mayıs’ların “akdiken” çiçeklemesi ise “un brin de muguet”, bir sap müge, geleneğiyle sürdürülüyor. Mayısın birinci günü insanlar, tüm Fransa ve özellikle Paris sokaklarında, yakınlarına mutlaka ve çoğu kez yabancılara da birer sap müge çiçeği armağan ederler. Müge çiçeğiyle 1 Mayıs, o zaman bu zamandır birbirinden ayrılmaz, birlikte anılırlar. Dünya yarılsa, nisan ayının son haftası dışında müge satılmaz Paris sokaklarında…
Kışın kiraz, yazın portakal yediren küresel tarım ve güneş görmeyen diyarlarda domates patlıcan yetiştiren teknoloji düzeneği bile “sürümlük” müge yetiştirememiştir. Narin müge, adeta 1 Mayıs’a adamıştır varlığını.
1 Mayıslar dünyada da kanla yazılmış, 1886’da Chicago’da dört sendikacının katliyle başlayan kanlı dizin, Fransa’dan Polonya’ya, İngiltere’den Meksika’ya uluslararası işçi haklarının şiddet tarihçesidir. Arjantin’de bir değil iki kez kana bulanmıştır 1 Mayıslar. 1909 ve 1985’te…
Türkiye de bu gerçeğin dışında kalmamıştır.
Yurdumuzda ilk kez 1912 yılında kutlanan 1 Mayıs’ı 1935’ten öteye hem kutlamak kolay olmamış, hem de uğrunda epeyce çile çekilmiş, çokca kan dökülmüş, faili hâlâ meçhul şiddet, 1 Mayıs 1977’de Taksim’de toplanan masum kalabalığın üzerine açılan ateşle zirve yapmıştır.
Ancak dünyada 1 Mayıslar için verilen canlar ve dökülen kanlar karşılığında işçiler daha fazla hak, daha geniş güvenceler kazanırken, Türkiye’nin farkı, provokatörler tarafından kana bulanan 1 Mayısların işçi haklarını budamak, sendikacılığı yok etmek için kullanılmış olmasıdır.
21. yüzyıl Türkiye’sinde yüz binlerce çocuk, 19. yüzyıl Avrupa’sının koşullarında çalıştırılıyor hâlâ. Özelleştirilen limanlarda birbiri ardından ölümcül kazaya uğrayan işçilerin çalıştırıldığı insanlık dışı koşullar, 1885’te ABD’de, 1889’da İngiltere’de greve başlayan “docker”lardan farklı değil. Umarım 1 Mayıslar artık kansız ve şiddetsiz kutlanır, böylece gerilemeye değil, ilerlemeye yarar.
Hepinize iyi bayramlar…
"Mine G. Kırıkkanat"

1 Mayıs 2015 Cuma

1 MAYIS

1 MAYIS EMEKÇİLERİN BAYRAMI KUTLU OLSUN
Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, 
Her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, 
Sevmediği hayatı yaşayan, 
Sevmediği işi yapan, 
Sevmediğii kişilerle yaşayan,
Kalabalıklar yüzünden yaşamaya karşı ne bir sevgi,
Ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen,
Her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren,
Gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yanlız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin,
Ölü doğmuş çocukları!
Size bu ölü yaşamı hazırlayan sermaye sahibi egemen sınıftır.
Bu acımasız oyunun varlığı siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.
- Maksim Gorki

********************************
BİR MAYISLARDA - Ahmet Uysal
kırmızı karanfiller
uzatın bana yeter,
bir mayıslarda...
benim için şiirler
okuyun pir sultandan,
mahzuni'den, nâzım'dan..
tükenmez kalemle
adımı yazın bir gül yaprağına,
üşümesin güller...
çiçek tozu üfleyin
vurulup düştüğüm yere ki
yeryüzü gülistan olsun...
beni öper gibi
öpün sevdiklerinizi,
daha sıkı sarılın onlara...
yem atsanız da olur
güvercinlere bir tepsicik,
çınarlı sokaklarda...
çocuklara
şeker dağıtın avuç avuç,
"şeker de yiyebilsinler."
benimle birlikte anılsın
isterim uğur mumcular,
üçoklar, kışlalılar, türkerler...
ah, can verenlere
özgürlükler uğruna,
bir gül uzatın yeter!
Ahmet Uysal
********************************************************

Ben işçi çocuğuyum evladım,
demiryolu atölyesi işçilerinden
emekli Şükrü nün oğluyum
ekmekle doydu karnım
ekmekle avutuldum
ekmekle korkutuldum.
Sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da
önce ekmeğe varır elim
çilemin adı benim
ekmek kavgası.
Hiçbir şey istemedim şu dünyadan kendim için
ne köşk ne araba ne para
tükürmüşsem içine
senin tapındığın o sıfatların
satıyorsam emeğimi yok pahasına
ben işçi çocuğuyum evladım
benim davam başka dava...
Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
***********************************************

1 Mayıs
Mayıs mı o kapıda duran?
içeri alın, terini silin
su içirin kurumasın yaprakları
gizleyin ölü işçi fotoğraflarını
kırılmasın kalbi
tam da yürüyüşe geçecekken...
Mayıs mı o kapıda duran?
koyverin hasretin o vakur tahammülünü
sıkıca sarılın, bırakın düşsün kasketi
selamını söyleyin, selam bile bırakamayanların
ama gerçeği ve yalnız gerçeği de söyleyin
faşizmin gölgesini, çardak serinliğine yormasın...
Mayıs mı o kapıda duran?
deyin ki eksildikçe nisan, çoğaldı insan
artık sığmamaktadır göğe denize
vakt erişti, dem dirildi, cem zamanıdır şimdi
söyleyin de yüzü gül, eli nergis, nefesi karanfil kesilsin
deyin ki, bütün bunları hatırlamak için
Ey Mayıs, tam zamanında geldin...
Haluk IŞIK
30 Nisan 2012, İzmir

******************
Türkiye işçi sınıfına selam!
Selam yaratana!
Tohumların tohumuna,serpilip gelişene selam!
Bütün yemişler dallarınızdadır
Beklenen günler,güzel günler ellerinizdedir
Haklı günler,büyük günler
Gündüzlerinde sömürülmeyen,gecelerinde aç yatılmayan
Ekmek,gül ve hürriyet günleri
Türkiye işçi sınıfına selam!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara
Toprağa,kitaba,işe hasretimizi
Hasretimizi,ayyıldızı esir bayrağımıza
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selam!
Paranın padişahlığını,
Karanlığını yobazın
Ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selam!
Türkiye işçi sınıfına selam!
Selam yaratana! Nazım Hikmet

1 Mayıs 2014 Perşembe

1927 Yılında Demiryolu İşçilerinin Söylediği 1 Mayıs Marşı

Bir Mayıs

Ey işçi
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı, senin almışlar elinden.

Sa'yınla edersin de "tufeyli"leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı, yine bir kin?

Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.

Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,

Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

Ey işçi
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe, bugün kalmadı bir mani önünde.

Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.

Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin,
Ta'zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,

Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi,
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.

Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.

Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü,
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.

Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak. Hakkını haksızlara anlat.
___Yaşar Nezihe 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu'ndan sonra "Bükülmez" soyadını almıştır.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs şiirini yazan ilk şair Nezihe Hanım ve Şiiri





1 Mayıs
Ey işçi…
bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.
Ey işçi…
mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde…
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin.
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…
Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.




Amele Cemiyeti'ne üye olan Nezihe Hanım, 1 Mayıs şiirini yazan ilk şairdir. 1923 ve 1924 yıllarında yayımlanan iki 1 Mayıs şiiri vardır.
Babası öldüğünde kendisine bağlanan 40 kuruşluk maaş nedeniyle yazdığı protesto yazısı ve kimi şiirleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan Nezihe Hanım, yazılarından ve şiirlerinden taviz vermemiştir. Geçimini el işiyle veya mektup yazmakla sürdürür. Değişik yerlerde çalışmış, hayatını emekçilikle sürdürmüştür. Edebiyat dünyası Nezihe Hanım'ı yazdığı aşk, hüzün, keder, acı dolu şiirleriyle tanıtmasına rağmen, dönemin toplumsal gerçekçi ürünlerini sunmasıyla da edebiyat tarihinde yerini almıştır.
Yine dönemi göz önüne alındığında, kadın özgürlüğü ve direnci bakımından bir bakış açısına sahip olduğu söylenebilir. Son eşiyle evlendiğinde, bir eve 3. eş olarak gittiğinden haberi yoktur. Cide'ye yerleşen Nezihe Hanım, durumu anlayınca eşini terk ederek hemen boşanır. Daha sonraki yaşamı çocuğu Vedat'la birlikte geçirir. Soyadı kanunu döneminde kendisine verdiği "Bükülmez" adı, yaşamının özetidir bir ölçüde.
Beş çocuk sahibi ailenin yaşayan tek çocuğu olarak hayat mücadelesinde direngen duruşu ve mücadeleci tutumunu sürdüren Yaşar Nezihe Hanım, yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı iki kez intihar girişiminde bulunmasına rağmen uzun yıllar hayatını sürdürmüştür. Yaşar Nezihe Bükülmez 5 Kasım 1971 tarihinde 91 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.