30 Ağustos Zafer Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ağustos Zafer Bayramı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2017 Çarşamba

30 AĞUTOS ZAFERİ İKİ KİŞİYİ ÇOK ÜZMÜŞTÜ!

        

30 Ağustos Zafer Bayramı: "Özgürlük ve Bağımsızlık benim karekterimdir" diyen yüce Atatürk Komutasınında kesin zaferin kazanıldığı gündür, 30 Ağustos 1922...Ölüm kalım savaşında koşan Türk ordusu Atasından aldığı "Ordular İlk hedefiniz Akdeniz'dir İleri! “ komutuyla 9 Eylüle doğru koşmuştur...Tarihe gömülmek istenen bir ulus yoktan var olmuştur, tarih boyunca görüldüğü gibi. Bu zafer; 23 nisan 1920 de kurulan ancak adı henüz konulamayan yeni Türk Devletinin ,Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş zaferidir...
      Ünlü yazar Falih Rıfkı Atay, şöyle demektedir :"Eğer bagımsız bir devlet kurmuşsak, özgür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak ,yurdumuzu batı'nın pençesinden ,vicdanımızı ve düşüncemizi de Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, bu topraklardan ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak ,nefes alıyorsak, hepsini, herşeyi ,"30 ağustos zaferine borçluyuz!" 30 ağustos zaferini kim gerçekleştirdi Mustafa Kemal Atatürk!"
Hepimize kutlu olsun... Vatanı sevmek, milleti sevmek; milli bayramları önemsemekle,yaşamakla gerçekleşir fikrindeyim...
Arzu Sarıyer
30 AĞUTOS ZAFERİ İKİ KİŞİYİ ÇOK ÜZMÜŞTÜ! Necati Güngör
İngiltere Başbakanı Lloyd George'a haber geldiğinde oturduğu yerden sıçramıştı:
"Doğru olamaz!" diye adeta isyan etti.
Haberi getiren Miss Frances Stevenson: "Şimdi Dışişleri Bakanlığı yazdırdı Efendim," dedi.
"Lanet olsun!" diye haykırdı Lloyd George.
Kendisine iletilen notu bir kez daha okudu. Sonra büyük bir çöküş içinde bir süre sessiz kaldı.
"Askerler uyarmıştı" diye mırıldandı kendi kendine. "Ama ben, Yunanlıların kazanacağına inandım! Adamları teşvik ettim... Şimdi yalnızca Yunanlılar yenilmedi; benim politikam ve saygınlığım da darbe aldı! Bir çıkış yolu bulmalıyım..."
Miss Stevenson, üşümüş gibi büzülen Başbakan'ın, bir çocuk gibi çaresiz kalışına üzülmüştü. Karşısındaki adam, bir dünya lideri değil de sanki, sokakta kalmış bir öksüzdü.
"Kahve ister misiniz Efendim?" diye sordu.
Dünya lideri:
"Bana sert bir kahve yap Frances," dedi. "Ama çok sert olsun!"
*
30 Ağustos Zaferi'ni öğrendiğinde, oturduğu koltuğa sinip kalan öteki kişi, son Osmanlı Padişahı Vahidettin'di.
Haberi kendisine ileten, Mabeyn Başkâtibi Rıfat Bey'di. Padişah kulaklarına inanamadı.
"Doğru mu bu?" diye sordu sıkıntıyla.
Başkâtip saygılı biçimde:
"Haberi, İngiliz Yüksek Komiserliği de doğruluyor," dedi. "Ordu, Yunanlıları gerçekten yenmiş Efendim!"
Vahidettin gözlerini yumarak kendi içine kapandı.Küçük Mabeyn Dairesindeki odadaydılar. Padişah, her zamanki koltuğunda oturuyordu.
"Bu milli zaferi kutlamak istersiniz diye düşündüm..." dedi Rıfat Bey.
"Emrinizi almak için rahatsız etmiştim."
Vahidettin'in donmuş gibi kıpırsız duran yüzü ekşidi birden; gözlerini açıp öyle sert bir bakış baktı ki Rıfat Bey'e. Adamın içi titredi. Bu bakışta, Padişah'ın, Milli Zaferden hiç mutlu olmadığı apaçık okunuyordu.
Bugünlerde, son Osmanlı Padişahının adını bir yerlere vermek isteyenler varsa, bilgisi olsun.

Beğen

30 Ağustos 2016 Salı

BİR 30 AĞUSTOS DESTANI

30 AĞUSTOS Destanı
YANKO'NUN OĞLU AHMET
VE İSTİKLALE BAŞ KOYANLAR
"Onlar uzun eğri burunlu
ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki;
sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin
zaferi için,
hiç kimseden, hiçbir şey beklemeksizin
bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler."
Nazım Hikmet böyle anlatır onları..
Böyle onurlandırır o insanları..
Peki kimdi onlar?..
Kimdi şarkı söyler gibi ölen insanlar?..
ANADOLU İŞGAL ALTINDA
Tarih 26 Ağustos 1922..
Anadolu işgal altındaydı..
Yurdun dört bir tarafından gelen vatanseverler gönüllü olarak Afyon çevresinde toplanmıştı..
Türk'ü, Kürt'ü, Rum'u, Ermeni'si..
Hepsi oradaydı..
Tek yürektiler..
Kuvayi Milliydiler..
Eller tetikte, kulaklar gelecek emirdeydi..
Emperyalizmi vatan toprağından atmak için sabırsızlıkla "hücum" sesini bekliyorlardı..
Saat 03.30'du..
Zaman geçmek bilmiyordu..
Nihayet Başkumandan Mustafa Kemal Kocatepe'de "Büyük Taarruz"u başlattı..
ÖLÜME MEYDAN OKUDULAR..
47. Alay Giresunlu gönüllülerden kurulmuştu..
Giresunlu uşakların görevi "Kapaçkıran” ve “Dedesivrisi (Sivritepe)” mevkilerini düşmandan temizlemekti..
Ancak Yunanlılar bu mevzileri tel örgülerle çevirmişti.
Tellerin kesilmesi için gerekirse ölecek kahramanlara ihtiyaç vardı..
Alay komutanı birliği topladı ve seslendi.
"Ölümü göze alıp, telleri kesmek isteyenler bir adım öne çıksın."
Bir saniye içinde 38 Giresunlu öne çıktı..
"Ölmek var, dönmek yok" dediler..
Sonra birer yılan gibi süründüler..
Düşman mevzilerine yaklaşıp telleri kesmeye başladılar..
Ancak Yunanlılar tellere çıngıraklar koymuştu..
Önce bir çıngırak sesi duyuldu..
Sonra makinalılar konuştu..
Bir anda çapraz ateş altında kaldılar.
Yunan tüfekleri susmuyordu..
Giresunlular kaçmıyordu..
Görev bir saat içinde bitti..
Tüm teller kesildi.
Ama 14 şehit vermişlerdi..
Onlar ölümden korkmayan 14 cesur askerdi..
14 özgürlük savaşcısı..
Adlarını tarihe yazdırdılar..
Boztekke köyü Karslıoğullarından Ali oğlu Hasan..
Çukur köyü Sipahioğullarından Mehmet oğlu Necip..
Alınyoma Bala köyü Hallıcıoğlullrından Osman oğlu Hüseyin..
Kemaliye köyü Eskioğullarından Ahmet oğlu Mustafa..
Çiçekli köyü Topçuoğlullarından İyas oğlu Rasim..
Sayça köyü Habibhasan oğllarından Ahmet oğlu Dursun..
Grele Daylı köyünden Vehioğullarından Emin oğlu Yusuf..
Keşap Küçükgeziş köyü Yusufoğullarından Emin oğlu Yusuf..
Keşap Karabulduk köyü Giranhacıoğullarından Şükrü oğlu İbrahim..
Dereli Yavuz Kemal köyü Türkmenoğullarından Yusuf oğlu Osman..
Bulancak Uçarlı köyü Dervişoğullarından Hüseyin oğlu Niyazi..
Hamurlu köyü Tümpataoğullarından Ahmet oğlu Osman..
Keşap Halkalı köyü Alaşalvaroğullarından Salih oğlu Abdullah..
Tatlılı köyü Durmuşoğullarından Hüseyin oğlu Nazım..
YANKO'NUN OĞLU AHMET
O gece sağ kurtulanlar arasında bir kişi vardı..
14 Giresunlu kahramanın yoldaşıydı..
Arkadaşları yanında şehit düşmüştü..
Bazıları onun kollarında son nefesini vermişti..
O kişi bir Rum'du..
Armutdüzü Köyünden Yanko'nun oğlu Ahmet Halis Asal'dı..
Seferberlik yıllarında Rumlar sürülmeye başlanınca komşuları dedesini ve onu saklamıştı..
Büyüyünce annesiyle birlikte Yunanistan'a gitmeyi reddetmişti..
Gönüllü olarak orduya katılanlardandı..
İşgalci Yunan'a karşı savaşmıştı..
Zaferden sonra o gece yanında şehit düşen 14 Giresunlu arkadaşına bir şehitlik yapılması için yoğun çaba harcamıştı..
Devlet şehitlerini unutmuştu..
Ama o unutmadı..
Tam 45 yıl sonra hedefine ulaştı..
1967 yılında Afyon'un İşcehisar köyünde 47'nci Giresun Gönüllü Alayı
Şehitliği'ni yaptırdı..
Ahmet Halis Asal her yıl 26 Ağustos'ta o şehitliğe giderek arkadaşlarını andı..
Dualar etti, gözyaşı döktü..
Bir de vasiyetiydi..
"Ölünce beni de arkadaşlarımın yanına gömün."
1977 yılında hayata gözlerini yumdu..
Vasiyeti üzerine 14 arkadaşının yanına gömüldü..
Ogün bugün Afyon'da 15'ler koyun koyuna yatıyor..
Onlar ölüme birlikte yürümüştü..
Şimdi yine birlikte uyuyorlardı..
ŞEHİTLER UYANIN.
Anadolu 30 Ağustos 1922'de emperyalistleri bu topraklardan kovduysa, bu Yanko'nun oğlu Ahmet gibi binlerce vatansever sayesindedir..
Onlar istiklale baş koyanlardır..
Onlar için Türk, Kürt, Rum, Ermeni ayrımı yoktu..
Tek yürektiler..
Tek amaçları vardı..
Ya istiklal, ya ölüm..
Öldüler..
Vatan toprağına gömüldüler..
Ama maalesef onlar toprak altında uyurken, bu vatan yine satıldı..
Önce Türk, Kürt, Rum, Ermeni diye ayırdılar ülkemizi..
İnsanı insana kırdırdılar..
Sonra havasını, suyunu, ormanını, deresini işgal ettiler..
Öyle ki;
30 Ağustos Zafer Bayramı bile kutlanmıyor artık bu topraklarda..
Ve Nazım'ın "Şehitler" dizeleri geliyor, insanın aklına..
"Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!..
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
Sakarya'da, İnönü'de, Afyon'dakiler
Dumlupınar'dakiler de elbet
ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz,
yatarsınız al kanlar içinde...
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar..
Satıldık, uyanın..
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi..
Uyandırın bizi..
Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir."
(Sedat Kaya, Datça)©
30 Ağustos 2016