Belirli gün ve haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belirli gün ve haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2014 Pazartesi

17 Şubat Dünya Kediler Günü



NE KEDİSİZ NE KÜTÜPHANESİZ...

Bugün 17 Şubat Dünya Kediler Günü. Bizde Kütüphane Kedilerini analım istedik.

KÜTÜPHANE KEDİSİ DEWEY
Kütüphanede yaşayan kedi Dewey’in kitabı
Ekonomik açıdan sarsıntılı bir dönem geçiren Amerikalılar şu sıralar Iowa’nın küçük kasabası Spencer’daki bir kütüphanenin kitap iade kutusuna bırakılan kedi Dewey’in hikayesi ile gülümsüyor

Kütüphanede yaşayan kedi Dewey’in kitabı
Yıl 1998, soğuk bir ocak akşamı. Spencer’daki kütüphanenin kitap iade kutusuna bir misafir bırakılır. Bırakılan şey bu defa kalın ciltli bir kitap değil, ufacık, durmadan hareket edip miyavlayan yemyeşil gözlü, sapsarı bir kedi yavrusudur.
Kütüphanecilerin sahiplendiği kedicik o günden sonra hayatının tamamını kütüphanede geçirir ve zamanla bu küçük kasabanın maskotu haline gelir.
Kitap raflarının tepelerine tırmanıp uyumaya, kitap okuyanlar okudukları kitaba daldıklarında aniden kucaklarına atlamaya ve kitap arabası ile gezintilere çıkmaya bayılan kediye Dewey adı konulur.
Şu sıralar herkes bu kediden bahsediyor çünkü Dewey’ye 18 yıl boyunca göz kulak olan kütüphane görevlileri Vicki Myron ve Bret Witter tarafından yazılan ve Dewey’in maceraları konu alan “Dewey: The Small Town Library Cat Who Touched the World” (“Dewey: Dünyayla Temas Eden Küçük Kasaba Kütüphanesi Kedisi” olarak çevrilebilir) isimli kitap New York Times, Wall Street Journal ve Publisher’s Weekly’nin “En çok satanlar” listesine girdi.
Eylül ayında çıkan kitabın ilk baskısı hızla tükendi. Şimdi bu kitabın sinema filminin yapılacağı konuşuluyor.

“Özellikle western kitaplarının üzerinde uyumayı severdi”
Vicki Myron “Dewey çok farklı bir kediydi, onun kendine has bir kişiliği vardı. İnsanlar kütüphanede Dewey’in varlığını fark ettiklerinde şaşırdılar, onu yadırgadılar. Ama dediğim gibi Dewey o kadar farklı bir kediydi ki onu sevmekten başka çareleri yoktu” diyor ve ekliyor: “Dewey’in maceraları filme çekilirse benim rolümü kim oynar bilemiyorum, ‘Meryl Streep ya da Helen Hunt olabilir ‘diyorlar. Bunun benim için hiçbir önemi yok. Esas önemli olan Dewey’i oynayabilecek bir kedi bulup bulamayacakları.”
Dewey hayatı boyunca kütüphaneden hiç çıkmamış. Rivayetlere göre kütüphaneden kitap ödünç alanlar kitap alır gibi onu da evlerine götürüp bir-iki gün misafir etmek istemişler ama o, kitap raflarındaki rahatı başka bir yerde bulamayacağını düşündüğünden olsa gerek kimsenin evinde kalmamış.
Myron bu konuda “Dewey raflarda uyumayı severdi. Özellikle western kitaplarının üzerinde mışıl mışıl uyurdu” diyor.

2006’da öldüğünde ölüm haberi 250 gazetede çıktı
Myron’un kitabında özel hayatından ve Spencer’daki sosyal yaşamdan da bahsediliyor. Hatta Myron, alkolik kocasından boşanıp çocuğunu tek başına yetiştirmek için verdiği savaşı da Dewey’in kahramanı olduğu öykülerle anlatmayı tercih etmiş. Yani Myron, kitabın yıldızının hep Dewey olmasına özellikle dikkat etmiş.
Dewey 2006 yılında midesindeki ur yüzünden öldüğünde ölüm haberi yaklaşık 250 gazetede çıkmış. Dewey’in mezarı kütüphanenin giriş kapısının tam sağında. Mezar taşında ise “Ünlü kedi Dewey’in anısına: Daha fazla kitap okuyun” yazıyor.
Kütüphanenin kitap iade kutusu Dewey’in ölümünden beri pek boş kalmamış. Kutuya bir sürü yavru kedi bırakılmış ama kütüphane yönetimi kararsız: “Dewey çok özel bir kediydi, onun yerinin doldurulması bizim için imkansız. Bu nedenle kütüphaneye başka bir kedi almayı şimdilik düşünmüyoruz.”

“Yüksek raflara tırmanıp üstteki kitapları tırmalayarak düşürürdü”
Kendisiyle ilgilenen insanların kucaklarına çıkıp mırlayarak stres seviyelerini minimuma indirmek.
Her sabah 09.00’da kütüphane girişine oturup gelenleri selamlamak.
Kütüphaneye gelen her kutunun üzerine çıkıp hem güvenlik hem de rahatlık açısından test etmek.
Yüksek raflara tırmanıp üstteki kitapları tırmalayarak düşürmek. Özellikle de kütüphaneciler en üstteki o kitaba ulaşmaya çalışırken...
Spencer Kütüphanesi’nin halkla ilişkilerini ve tanıtımını yapmak. Buna her daim güzel ve temiz olmak, kütüphaneye
gelen insanlara gülümsemek, kameralara poz vermek ve tatlı tatlı miyavlamak da dahil.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Pazar/HaberDetay.aspx?ArticleID=1007841&Date=26.10.2008&Kategori=pazar&KategoriID=26&aType=HaberDetay&b=Kutuphanede+yasayan+kedi+Deweyin+kitab

27 Mart 2012 Salı

KÜTÜPHANELER



           Mart ayının son haftası  pazartesi ile başlayan hafta "Kütüphaneler Haftası "olarak kutlanır.Kitap evi ,kitapların toplu bulunduğu yer...Yazı tarihimiz kadar eski kurumlar. Taş üstüne ,deri üzerine derken sonunda kağıt icat edilmiş kitaplar çoğalmış.Daha çok insan okusun ,bilgilensin diye kitaplar bir mekanada toplanmış ve kütüphaneler olmuşmuş.Kitap okumanın önemini kavratmak, dikkat çekmek amacıyla da her yıl bugünlerde   hafta kutlanır.
Yaşadığım İlçedeki  Halk kütüphanesinin çocuk bölümünden kareler
                                        

          Anımsadığım ilk" Kütüphaneler haftası "kutlamalarında şu sözleri söyledim "kitapsız yaşamak kör,sağır,dilsiz yaşamaktır" .Belki birinci sınıftaydım ilkokulun belki ikinci sınıf..Küçük hikaye kitaplarımız vardı mavi yada kımızı kaplı.Yanlarında minicik etiketli.Yeni kitap aldığımda sevinçle eve koşar anneme gösterirdim.Annem okumayı çok severdi. Ben okuduktan sonra  o da okurdu;ben hikayeyi anlatırken  doğru anlayıp anlamadığımı böylece kontrol ederdi .Sınıflarım büyüdükçe okul dışında  çocuk ve şehir kütüphaneleri ile tanıştım.Sessiz ,soğuk kitap kokulu mekanlar.Kendimi en mutlu hisstiğim anlar.Minicik ellerimle zor kaldırdığım ansiklopetiler.Keşke evimizde olsa gece gündüz okusam dediğim ansiklopetiler..(Şimdi atacak yer bulunamayan ansiklopetiler).Yaşımız küçük olduğundan eve ödünç kitap verilmezdi ;akşam olup memur kapatıyoruz dediğinde yüreğim cız ederdi. Ne olur eve götürebilseydim diye içten içe isyan ederdim.


          Hiç unutamadığım bir anım da Nazilli Halk Kütüphanesinde lise yıllarımdandır .Sanat tarihi öğretmenimiz Ayça Hanım ünlü ressamların hayatlarını araştırmamızı isterdi. Bana ünlü ressam El Greco çıkmıştı çekilen kurada. Okul çıkışı,bir öğleden sonra kütüphanedeydim. sonra kütüphanedeyim  ;ansiklopetilerden buldum bilgileri. bilgiler çok uzun ,tek başıma  yazmakla akşama yetiştirmem olanaksız.O günlerde fotokopiler yok,olsa da ben bilmiyorum. Bir an başımı kaldırdım ; güzel bir yüz ,güzel bir çift göz bana bakmakta.Bir ( sanırım ünüversiteli)  abla ; benim sıkıntımı, telaşımı uzaktan izliyormuş .Yanıma geldi nasıl yadımcı olabileceğine karar verdi. Bilgileri özetliyecektik,o daha hızlı yazdığı için yazıverecekti.Sevinçle kabul ettim,o güzel yüzü ve düzgün parmakları uzun yıllar geçse de unutmuyorum, unutamam da..Çok düzgün el yazısı ile araştırmam mesai saati bitiminde hazır olmuştu.O kağıdı  sakladım ,belki bir eski defterimin arasındadır hala .O yazıyı unutmadığım gibi ressam El Greco yu da hiç unutmadım.

           Kütüphaneler benim en sevdiğim mekanlar olarak yaşantımın içindeler.Yüksek öğretim yıllarımda İzmir 'de başta" Milli Kütüphane" olmak üzere büyük kütüphaneler de güzel anılarımın geçtiği mekanlardır.

          Haftayı kutlarken ;bol kitaplı günler dilerim,kitaplar eksilmesin hayatımızdan...

Arzu Sarıyer