2 Temmuz 2015 Perşembe

2 TEMMUZ SIVAS


Firavunlar tabletleri kütüphanede kırdı.
Hitler orduları Avrupa ’da bütün kütüphaneleri yaktı. Dünya tarihinde ilk kez aydınları bir binaya koyup yaktılar.
Rıfat Ilgaz

TEMMUZ YANGINI

harlanmış güllere iniyor akşam
sen sularımda sisten bir kuğu oluyorsun
yağmurun atlıları gözlerimde dörtnala
billurdan acıların konuğu oluyorsun
aysız bir göl seriyorum ayaklarına
yüreğimde gizden bir kuğu oluyorsun
uzun bir çöl gecesi dansediyor ruhumda
yitik zamanlar içinde gülümsüyorsun
yaslı yıldızlar gibi ölüyor akşam
is kokan bir gemiden el sallıyorsun
hep o gamlı gülüş dudaklarında
kum denizinde çiyden bahçeler arıyorsun
gözlerimde dörtnala yağmurun atlıları
ansızın ateşten bir kuğu oluyorsun
yanıyor su değdikçe kanatlarına
seslerin küllerine karışıp gidiyorsun
Ayten Mutlu (Çocuk ve Akşam-1999)
***************************************************
İSLİ BİR YARANIN ŞİİRLERİ
isli bir telekle yazıldı
bu şiirler
kömüre dönmüş çığlıkların
göğüs boşluğuna çizdiği
ışıkla yazıldı
mehdiler kör imamlar
mekiklerle döndüler mağaralarından
ruhlarımıza
ruhlarımız saydamdır şimdi
rehin verip bedenlerini
hoşça kal bile diyemeden
bir akşam üst göçtüler
toprağın namuslu koynuna
yalnız onlar
zemzem kokan hokkabaz ağızlarına
petrol dolu kanalların
yalanlarını doldurdular
secdeye vardılar günlük kokularıyla
doğuda batıda
ateşin ve cinayetin
otağında
salyalarıyla saldırarak
gelmiş geçmiş çöl rüzgârlarına
avurtlarını yelken yapıp
aldattılar ekmeği suyu toprağı
annelerinin sütüne katran kattılar
onlar geçtiler
alçaklığın dergâhından
benzin bidonlarıyla
şeytanminareleri diktiler
kararttılar insan denen varlığın
altın uzuvlarını
pulları ateşten
bir ejderhaya çevirdiler
simya sahtekârlığın şiiridir
isli bir tarihte yazıldı bu şiirler
giyilmemiş gelinliklere karanfil gibi
yeşermemiş sevilere andolsun diye
kitaplarında dünyanın
belki bir ara başlık olur
onlardı
yalnızlıklarını birbirine vererek
çoğalanlar
bir öykünün açık bir yarasından sızdı
bu sözler
bu sözler
yazıcının tomurcuklarıydı
kararıp kavrulan
isten dumandan görünmez şimdi
1995
Hidayet KARAKUŞ
Ateş Mektupları- Bilgi Yayınevi-1995



*************************************************************


YAKILMIŞLAR AĞIDI

1.
Şair

gece vezniyle yaz bu şiiri
karanlıkta uğuldasın dizelerin

bilirim, yüreğe yüktür kin dediğin
ki bu senin şair, bu hercai yüreğin
yosun tutmaz bir çakılıdır
anadolu derelerinin

bağışlasın seni asım bezirci
behçet ve metin
bağışlama sen onları öldüreni
çün kanı yerde şiirin

şair
gece vezniyle yaz bu şiiri
karanlıkta uğuldasın dizelerin


2.
külün söylediği yangındır yangının meselidir
onunla uç sen eğer yanmış isen
çığlık dediğin onun en gökselidir

3.
derin derin sustuğum bir zamandı
ıssızdı dilim, kırgındı ilim
rüzgârsızdı yelken, susuzdu telli kavak
gün buluta girmiş gibiydi
yorgunluk duygusuna benzer
kötümser bir hava her yanda

o gündü
bir uzak bir uzak
sivas dedikleri toprak
telefonlar imkansız
iki elim iki böğrümde
ha canım
bir ses veren olsa
tüten dumandan
bir haber veren
sularım durulacak

o gündü
bir uzak
bir uzak
sivas dedikleri toprak

'metin' olmak elimde değil
'behçet' engiz şiirler yazmak geliyor içimden
vurmak karanlığa bir yalım gibi
geçip gitmek
onu eriterek

hey gidi
ne çare
yanıyor madımak

4.
sisliyim, sokulma bana
dağlarım kayıp, yamaçlarım yok
yankılanmıyor sesim, silinmiş görüntüm
aynalarım buğulu

yalnızlığa sal beni
kırlangıçlar uçur sularımda
turna katarları geçer göklerimden
gecelerin ürkek aydınlığında
dualar gibi ödenen

taze ölüler vardır hani
için erer onları düşündükçe
soğuk toprakta ilk geceleridir
anımsamaktan korkarsın

işte öyle şimdi
sivas bir mezarlık bana
garip şey, üşüyen yok
ve inadına tütüyor toprak hâlâ

5.
oğlunun kanlı giysilerini saklayan ana gibi
saklıyorum o günlerin gazetelerini
burnumda kokunuz

belli ki çok kanayacak şiirim
en çınçınlı gülüşümün ardında acınız
ağıdım sonsuz

sivas'ta şimdi göğe uzaman
alevden bir ölüm heykeli
içim buz

6.
şairler yakılıyorsa ülkende
daha çok şiir oku çocuk

şairler yakılıyorsa ülkende sende
sen de şiir yaz çocuk. 

Hüseyin Yurttaş
***************************************
DOĞUM YERİ: TEMMUZ

sevgilim
cehennem ateşinin gövdemizde dolaştığını
ne bilsin sonlular
bizi yenildik sanıyorlar
madde tohumda gizlidir
yağmur toprakta diri
görmüyorlar acılara yol verip karanfil ektiğimizi

ey tanrılar!
yaprağı daldan aralayan vicdankuşu
temmuz'dan kopup gelmiş karanfil kokusu
duy!
taşkın dinecek adı konacak her şeyin!

FİGEN SARİYE


Hiç yorum yok: